Tek kullanımlık kahve kapsülleri, çekirdekleri yetiştirmek, kahveyi demlemek, kapsülleri yapmak ve oluşan atığın atılması için gereken enerji nedeni ile çevre için pek iyi değil gibi duruyor. Ancak, bunun aksine olumlu yönleri de var.
Kapsüllerin, diğer kahve yapma yöntemlerine göre daha sürdürülebilir olduğu düşünülüyor. Yapılan araştırmalara göre, geri dönüştürülebilir alüminyum kapsüller, ister plastikten ister kompostlanabilir malzemelerden yapılmış olsunlar, diğer tüm kapsüllerden daha çevre dostu.
Araştırmalar Bizlere Ne Söylüyor?
Pazar araştırma şirketi Euromonitor’a göre, yalnızca ABD’de, son on yılda 1,8 milyon adet olan pod kahve makinesi satışları 20,7 milyon dolaylarına yükselmiş durumda. Amerika’da ki hanelerin 40’ından fazlası bir espresso pod makinesine sahip iken bu oran İngiltere’de, neredeyse üçte birine ulaşmış durumda.
Çevre aktivistleri, kahve makinelerinden ortaya çıkan atıksu miktarını eleştirerek, kahve kapsülünün hızla benimsenmesine de eleştrilerde bulunuyorlar. İngiliz gübrelenebilir kahve kapsülleri üreticisi Halo’nun araştırmasına göre, dünya çapında her dakika yaklaşık 39.000 kapsül üretiliyor ve 29.000’e kadarı çöp sahalarına atılıyor.
Her ne kadar çevre için kötü görünsede tüm hikayenin bu olmadığı anlaşılıyor. Kahve alışkanlığımızın çevresel etkisini anlamak için, tüm kahve yapma yöntemleri için yaşam döngüsü değerlendirme çalışmaları yapmak önemlidir. Bath Üniversitesi’nde kimya mühendisliği profesörü olan Alf Hill, çekirdeklerin yetiştirilmesinden atıkların bertarafına kadar kahve üretiminin tüm aşamalarını inceleyerek ekosistemler, iklim değişikliği ve su üzerindeki etkisini değerlendiriyor.
Hill’in ekibi, hazır kahvenin en iyi sonucu verdiğini, ancak kapsüllerin çevresel etki risklerinde ikinci sırada olduğunu buldu. Filtre veya damla kahve üçüncü sırada gelirken, geleneksel espressonun en kötü çevresel etkiye sahip olduğu araştırmalarda belirtiliyor. Hill, “Sera gazı emisyonları, su ve gübre kullanımı gibi etkiler çoğunlukla kahvenin yetiştirildiği yerde ortaya çıkıyor” diyor. “Kapsüller, tek bir içecek yapmak için daha az kahve girdisine ihtiyaç duyma eğilimindedir ve bu nedenle, onları attığımız zaman daha fazla atık görsek bile, genel etkileri daha düşük olabilir.” şeklinde düşüncelerini bizlere iletiyor.
Kapsüller Sürdürülebilir Mi ?
Hill’in yaptığı araştırmalar, son yıllarda ortaya konulan ve kahve kapsüllerinin alternatif kahve demleme çeşitlerine göre çevreye daha az zararlı olduğunu söyleyen diğer çalışmaları desteklemektedir. İlk aşamada kahve çekirdeği yetiştirmenin çevresel etkisinin yanı sıra, ikinci en büyük etken kahve demlemek için gereken enerjidir. Barista yapımı espressonun çevresel ayak izi açısından kadar kötü olmasının nedeni budur: Yalnızca küçük bir tek espresso fincanını hazırlamak için çok fazla enerji gerekir. Kahve kapsülleri ise daha etkilidir. Kahve makineleri, örneğin bir su ısıtıcısını kaynatmanın aksine, yalnızca bir porsiyon için gereken suyu ısıtmaktadır.
Evinizde damla filtreli kahve makineniz varsa ve eğer bilinçli bir tüketici iseniz kahve kapsüllerinden az da olsa daha çevreci bir şekilde kahve yapabilirsiniz. Ancak sorumsuz ve bilinçli olmayan bir tüketici iseniz, makineniz bakımsız ve gereğinden fazla kahve tüketiyorsanız, damla filtreli kahveyi, kapsüllerden daha kötü bir duruma getirebilirsiniz diyor, Quantis’ten Sebastien Humbert.
Geri Dönüştürülen Kapsüllerin Çevreye Katkısı
Alüminyum kapsüllerin tamamen ve geniş çapta geri dönüştürülebilir olması durumunda, çevre için plastik olanlardan daha iyi olacağı ifade ediliyor. (plastik olanlar da geniş çapta geri dönüştürülse bile). Quantis tarafından yapılan araştırmaya göre, plastik kapsül üretmenin alüminyum kapsül yapmaktan daha az enerji kullandığını, bundan dolayı ikincisi daha geniş çapta geri dönüştürülmediği sürece plastik kapsüllerin sonuç olarak daha iyi çıkabileceğini öne sürüyor.
İklim Değişikliğinin Kahve Üretimine Etkisi
Yazımız, her ne kadar kahve kapsüllerinin çevreci bir yaklaşım olup olmadığı ile ilgili olsa da bu konuya da değinmeden edemeyeceğim. İklim değişikliğini her geçen gün daha da hissettiğimiz bu günlerde etkilerini her alanda hissetmeye başladık, başlıyoruz. Ekonomik, sosyal, çevresel her alanda etkilerini daha da hissedeceğimiz zamanlara doğru ilerliyoruz- tabi önlemlerimizi şimdiden almaya başlamaz isek.
Gelelim kahve üzerindeki etkisine…
Dünya’da tüketilen kahve türlerinin %60 ını Arabica kahve çekirdekleri oluşturmaktadır. Arabica bitkisi ise sıcaklık artışlarına hassasiyet göstermektedir. Arabica’nın olduğu bölgelerde sıcaklık arttıkça büyüme yavaşlamakta ve hatta durmaktadır. Yakın tarihli bir Nature makalesi , Arabica’nın ağırlıklı olarak yetiştirildiği Etiyopya’da 2100 yılına kadar kahve tarımının %60 oranında azalacağı konusunda uyarıyor.
Hayatımızın her alanında sürdürülebilir yaşayamasak bile, bu konuda adımlar atmaya çalışmak en azından geleceğimize bir nebze de olsa fayda sağlayacaktır.
” Gelecek, bugün yaptıklarınızla şekillenir”.
Kaynak:
