Plastikler Mucize Mi Felaket Mi ?

Plastik icat edildiğinde ona bir mucize gözüyle bakıldı. Pek çok konuda ahşaptan veya metalden daha etkili ve daha kullanışlıydı. Plastiklerin bu kadar yaygın hale gelmesi yüz yıllar öncesine dayanmıyor, aksine yakın tarihe yani 50 yıl öncesine dayanmaktadır. Gerçekten inanması zor. İnsanlık plastikleri o kadar çok sevdi ki onların çevre felaketlerine yol açtığını ancak son on yılda anlayabildi.

Bir çok plastik kirletici arasında en popüler olanı sizce hangisidir?

Tabi ki plastik poşet ve çantalar. Onlara hayatımızın her alanında rastlıyoruz. Marketlerde, bakkallarda, alışveriş merkezlerinde…

Wall Street Journal, ABD’de yılda 100 milyardan fazla plastik poşet kullanıldığını tahmin ediyor. Küresel olarak 5 trilyondan fazla plastik poşetin her yıl kullanıldığı tahmin edilmekte.

Bu kadar atık plastik poşet geri dönüştürülse ne kadar iyi olurdu öyle değil mi? Özellikle dünya ham made kaynağı için. Ancak oluşan bunca plastik poşet atığın yalnızca %1 i geri dönüşüme gitmektedir. Geri kalanı, yolculuğunu çöp alanlarında yahut okyanuslarda tamamlamaktadır.

Time Dergisi, bir sayısında Tayland kıyılarına vuran bir balinanın midesinde yaklaşık 19 kg plastik olduğunu yazdı. Deniz kuşlarının %44 ünün midesinde yine plastik maddelerin bulunduğuna dair bilgiler paylaşılmıştır.

2050 yılına kadar okyanustaki tüm plastik atıkların toplam ağırlığının, tüm balıkların toplam ağırlığından daha büyük olacağı tahmin ediliyor.

Scientific Advances‘te yayınlana bir raporda, plastiğin üretildiği ilk zamandan bu yana yaklaşık olarak 8,3 milyar ton plastiğin üretildiğini ve büyük bir kısmının ise geri dönüştürülemediğini belirtilmiştir.

BM, 2050 yılına kadar küresel olarak yaklaşık 12 milyar ton plastik atık üretileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. 

Gelecek Eskisi Gibi Değil

İnsanlık uygarlığının en başından beri ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli malzemeler kullanmıştır. 19. yüzyıla kadar insanlar, metalleri, taşları, tahtaları, seramikler,i camları, derileri ihtiyaçları doğrultusunda kullanmış ve şekillendirmiştir. 20. yüzyılın başlarında (1907), halk arasında ‘Plastik Endüstrisinin Babası’ olarak bilinen Belçikalı kimyager Dr. Leo Hendrick Baekeland tarafından tamamen insan yapımı ilk plastik olan Bakalit’in icadına tüm insanlık tanık olmuştur. Mucize bir buluş olarak kabul edilmiştir. Sonraki dönem, PVC (polivinil klorür), Teflon (tetrafloroetilen), Naylon, PET (polietilen tereftalat) ve PE’nin (polietilen) ticari sentezi yoluyla en verimli ekonomik ve dayanıklı plastiklerin geliştirilmesinde çarpıcı değişiklikler yaşanmıştır.

‘Plastik’ terimi, ‘şekillendirilebilen veya kalıplanabilen’ bir malzeme anlamına gelen Yunanca ‘Plastikos’ kelimesinden türetilmiştir. Kimyasal olarak, plastik, esasen kırılması için çok güçlü kimyasal bağlarla bağlanan karbon ve hidrojenden oluşan bir polimer veya uzun bir monomer zinciridir. Hiçbir bitki/hayvan/bakteri, plastik monomerinin karbon ve hidrojen atomları arasındaki bağları koparma yeteneğine sahip değildir. Bu, plastiği yalnızca biyolojik olarak parçalanamaz değil, aynı zamanda neredeyse yok edilemez hale getirmektedir. Plastiğin parçalanması 500 ila 1000 yıl arasında sürdüğü için gerçekten mucize bir malzeme olarak görülmüştür. Polimerizasyonun gelişmesi, yirminci yüzyılda kimyanın en önemli katkılarından biridir. 

Her yıl yeni plastik türleri icat edilmektedir. Bunlardan bazıları çelikten daha güçlüdür. Plastik, kauçuktan daha esnek, bakırdan daha iletken ve aleve karşı dayanıklıdır. Plastikte katma değerin kapsamı da muazzamdır.  Plastikler, hafif, steril, ucuz, dayanıklı, estetik açıdan çekici, doğal kaynakları koruyan, enerji tasarrufu sağlayan ve genel olarak yaşam kalitesini artıran ürünlerdir. 

Bu mucize malzeme daha önce de bahsettiğimiz gibi doğal olmayan bir felakettir aynı zamanda. Pek çok alanda kullanılmasının yanında, bu kullanımlar sonucu oluşan plastik atıkların dönüşüm oranı da bir hayli azdır.

Bunun ciddi çevresel sonuçları olabilmektedir. BM’ye göre, dünya çapında en yaygın kullanılan plastik, sigara izmaritleri, plastik şişeler ve kapakları, pipetler, gıda ambalajları, taşıma çantaları gibi malzemelerdir.  Üretilen plastiğin yarısı sadece bir kez kullanılıp atılmak üzere tasarlanmaktadır.

 ‘Tek kullanımlık’ plastikler genellikle toprak ve su kaynaklarının dibinde bulunuyor. Bu çevreyi kirletmekte ve su yollarını tıkamaktadır. Bu durum sonuç olarak, sel gibi doğal afetleri şiddetlendirmektedir.

 Plastik malzemelerin, özellikle plastik poşetlerin yüksek konsantrasyonu, sonunda insan besin zincirine giren toksik kimyasallara yol açmaktadır. Plastik atıkların açık hava çukurlarında yakılarak bertaraf edilmesi, furan ve dioksin gibi zararlı gazları açığa çıkarmaktadır.

Çöplüklerdeki plastik, diğer kimyasallar ve su ile etkileşime girerek toksini serbest bırakmakta, bu da nihayetinde yeraltı suyu rezervlerine ve toprağa ulaşmaktadır.

Peki, sizce plastik bir mucize mi yoksa felaket midir ?

Yorum bırakın